Bir şeyler - 1 - Hikâye

SOR(M)ASK-E

Mark Rothko, Black on Maroon 1959

…’nın ardından kapaklarını kaldırdığında karanlığı bölerek ışığa göz diken oydu. Işığın yayıldığı yüzeyler odaların dört duvar olduğu söylentisiyle çelişiyordu; ya da duvarlar sağını-solunu, önünü-arkasını saradursun ve odaya verdiği hacimden bahsedilsin ama o alttan ve üstten ona baskı uygulayan yüzeylere takılmaktaydı. Acaba bu odalarda kaç hayat görüntüsünü yitirmişti? Yaşadıklarını aklından ve ayağını da üzerindeki çizgileri sayarak bu soruya cevap vermeye çalıştığı çorabının deliğinden geçirirken kurumuş boğaz gibi hissettiren şehrin kenarındaki kapalı penceresinden rüzgâr sesini işitti. Belki de sıra, dörtlerden birinin de ayrıcalığı olan kapağını açmaya gelmişti; kafasındaki oyukları ne kadar kafasına benziyorsa odasındaki oyuğun da odasına benzemesi işleri ilginçleştirmeye çalışıyor gibiydi – Yine bir gün ve sepetinde kim bilir neler gizliyor!? 


Eliyle pencerenin kolundan tuttu. Bir şey mi diyorsun birader deyip kendisine döndürürcesine döndürüp çekti onu. Galiba biraz kaba davranmıştı. Biraz önceki sesten eser olmadığı gibi, çıt kendisini çağırmak üzere deliğinden çıkmıyordu. Nasıl bu kadar sessiz olabilirdi ki? Hem dörtler her yeri sarmıştı. Nereye baksa varlıklarını hissettiriyordu. Sanki… sanki.. sanki odaları değil de gözlerini çevrelemişlerdi. Karşısındaki düz yapıya baktığında içine yerleşmeye başladı bu düşünce; pencereler odaların oyukları değildi. Bunu anlamanın en iyi yolu bir pencereden başka bir pencereye baktığınızda oluşan yansımada aramak olsa gerekti. Pencereyi saran sayısı belirsiz dörtlerdi..! Parmaklıklar dışarıdakiler içindi, pencereler de öyle olmalıydı demek ki. Bu kadarı çok fazla! 


Bir boşluk olmalıydı, yalnız bir boşluk!

Rothko’dan Güzellik Algısı Üzerine – tabutmag Edebiyat, Sanat, Kültür, Şiir ve Kitap

Yorumlar

Popüler

Hellblade'e bakış — Hikâye olasılaştırmak

İnsan Yalnızca Sanalda Yaşayabilir

Faber Fabrikası

Günlerden Bir Gün – Saçma