Kayıtlar

Öne Çıkan

Hellblade'e bakış — Hikâye olasılaştırmak

Resim
— Hikâye olasılaştırmak bizi nereye götürebilir? Fragman: Olasılaştırılmış hikâye: Çağrılan gök, fısıltıların arasından akmaya başladığında dalgalar üzerimize vuruyordu. Yer ise çatırdayıp duruyor, zamanla çekilen bizleri, yarılıp yutmaya hazırlanıyordu. Şimdi ise yılların büyüttüğü korkuyla karşılaşmak için geçide varmıştık. Onu görmeden önce ölümle yaşamın seslerini ayırmaya çalıştık. Ve seslerin titreşimine biat eden adımlarımızla, tıpkı bizden öncekilerin hâlâ gözüken açık kalmış ağızlarıyla karşılaşmaya ötelendik. Gelen ölüm, dalgaların tükürdüğü yığıntılara yapışmıştı. Yüreğimizdeki ateş, gördüğü bu iğrençliği yok etmek adına harlanıyordu. Kızgın ellerimiz ölüme dayandı. Yaktıkça çoğalan pislik kokusu etrafımızı sarıyordu. Ruhlarımıza bu kokunun sinmemesi, aramızdan ayrılan ruhların bu kokuya karışmaması için, peşimizden akın ederken geri çekildik geçitten: Ölüm Araf'tan çıkacaktı! Ölüm, ölümlülerin dünyasında hesap verecekti! Gök göğe bakacak, ezilecekti!  Geçitten çıkıp kar...

Günlerden Bir Gün – Saçma

 Yine nesne yine sanat yine sanal   Saçma bir şey geldi aklıma. Normalde de saçma olmaktır içimdeki olası talep. Yine de bugün biçimden uzaklaşan bir saçmalık elimdeki. Kendimi değil, aklıma gelenlerin karşılaştığı kendimi anlatacağım. Ama baştan söyleyeyim anlaşmak yok; ola ki anladınız bir şeyler, buyurun; sizindir!   Dünyanın sıradanlığına rağmen sıradarsızlık vazife mi olmuş üstümüze? Madem dünya sıradan öyleyse biz sıradarsızlar ne güne mi ya da günlerden bir güne mi duruyoruz? Biz derken bunu kendi üzerime alsam da, olur ya, kendi üzerine almak isteyen olursa diye de pay bırakmış oluyorum. Paylaşabiliriz yani. Nesneler. Onlara hükmettiğiniz nesnelerin boyunduruğu altında olduğunuzu kıs kıs gülerken gizleyen nesneler. Bir açıklık buldum ama! Şimdi hıncımı alma zamanı. Öncelikle biraz daha bahsedeyim şu durumdan: Şimdi bu elinizin altında ortak kimliğinizin izlerini taşıyan arkadaşlar, tam da sizden beklendiği gibiler ve sizi bekliyorlar. Öyle bekliyorlar ...

Yazılacak: Nesneye Taciz ve Bedensel Temaşa

Faber Fabrikası

Resim
  <Kurgu>   Bu sefer meydan sizin sanatı taklit görenler ve başta Tanrı taklidi   Ve ilk faber kendini zincire bağladı, o artık bir besin değil akıp duran paletteki kurbandı. Ancak hizmeti ona zevk verebilirdi. Aşkı, kutsalı, ufku.. ve hatta sayılacak diğer şeyleri de düşündüğümüzde niyahetinde kendisi araçtı + şimdinin gözünü süjelik bürümüşü.   Faber, hâlâ kas gücü elindeyken indirdi onu; vurdu vurdu - yazdı çizdi şekil verdi. Tekniğini andı, saydıkça güzel oldu sandı. Elinde belki şansı da vardı sadece sanmaya. Ancak öyle bir gerçek ki Medusasına tutulmuş kalmıştı. Ve sonsuza dek -değil, hâlâ yapabiliyorken- vurdukça vurdu, yazdıkça çizdi, aradıkça buldu, bildikçe sildi. Nesli faber karşısında yığınlar yığındı çünkü herkes ona sığındı. Babasının teri oldu anasının sütünden önce oğulun yaşını dindiren. Ağzına aldığı iki yüce dünyayı da dolduran koca koca babalar oldu. Sevgili annenin nizami sevgisiyle ağzından döküldü ninniler masallar; dola ki ya...

Geçici Notlar: Yücel Dursun - Oyunun Ontolojisi

Geçici Notlar https://emirfaruk.notion.site/Oyunun-Ontolojisi-acd0b17acc74476cb556d37cd54fe5b7 Yücel Dursun - Oyunun Ontolojisi Notlar